BEKTAŞİLERDEN İLK SEÇİM DESTEĞİ NE ZAMAN NASIL ALINDI?


Kendisi bir dönem “Teşkilatı Mahsusa” başkanlığı yapan, Milli Mücadele yıllarından itibaren ise Atatürk’e  ve CHP’ye katılan Hüsamettin Ertürk, Bektaşilerden ilk seçim desteğinin ne zaman ve nasıl alındığını hatıralarında şöyle anlatıyor: Meclisde İkinci grup mensupları Mustafa Kemal Paşa'ya cephe almış kimselerden mürekkepti.

Muhalifler Anadolu'nun bazı mıntıkalarında yaşayan yörüklere, sofılere, bazı yerlerde Tahtacılar namı altındakilere, kızılbaşlara, bazı mıntıkalarda, Abdal namı verilen zümreler ki Alevilerdir, bunlara istinat ediyorlardı. Bütün bu gruplar o zamanlar Kırşehir civarında ikamet eden Hacıbektaş nahiyesinde yerleşmiş Çelebi Cemaleddin Efendi'ye bağlı idiler.

Mumaileyh şahsan Hürriyet ve İtilaf fırkasına intisap etmiş ve etrafına kalabalık bir zümre toplamıştı. Bütün etrafındakiler, Anadolu'yu, İtilaf devletlerinden Mustafa Kemal'in değil de Cemaleddin Efendi'nin kurtaracağına inanmışlardı.

Bektaşiler ise İstanbul ve Anadolu' da İttihat ve Terakki fırkasına mensupturlar. Bunlar da daha ziyade İstanbul'da toplanmışlar, Cemaleddin Efendi zümresine aksi cephe almışlardı.

Meclisin yenileneceği sırada Ankara'da Erkanıharbiye'nin gizli istihbaratında çalışıyordum. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri beni Çankaya'daki köşklerine çağırmışlardı.

- Hüsamettin Bey diye buyurmuşlardı. Büyük Millet Meclisi'nde İkinci gruba mensup mebuslar muhalefeti artırdılar, her türlü akıl ve havsalanın almayacağı şeylere kadar dillerini uzatıyorlar. Bu sebeple nazik devirde Meclisi yenilemeye karar verdim. Yakında intihabata girişeceğiz. Fakat İstanbul'daki din mensuplarını, Bektaşileri, medrese hocalarını, kürsü vaizlerini bu Kırşehirli Cemaleddin Efendi kandırmış bütün Alevilerin reylerini ona vereceklerini haber aldım. Sen Bektaşisin. Göreyim senin Bektaşiliğini, hemen kalk İstanbul'a git, bunların arasına gir, bizim maksadımızı anlat onları bizim tarafa kazan.

Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'ne dedim ki: - Paşa Hazretleri, emriniz başım üstündedir. Yalnız bu Bektaşiler ve Alevileri kazanmak için benim evvela Kırşehir orada Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri'nin tarikatını idare eden ve dede baba makamında bulunan ve halen kiler babası olan Salih Niyazi Baba Efendi ile ekmek evi binasında halife mertebesinde bulunan Kerim ve ·aşevi binasındaki halife mertebesinde Zeynel ve mihman evinde Muhtar ve alt evde Feyzi ve Kadıncık ana evinde Japon lakabıyla maruf Hasan ve Hanbağı denilen evde Şükrü ve Dedebağı evinde Aslan babaları görmem lazımdır. Zira Anadolu ve İstanbul bu Bektaşi babalarına büyük bir kıymet ve ehemmiyet atfeder.”

Paşa, fikirlerimi muvafık bulmuş ve beni Kırşehir'e göndermişti. Orada Bektaşi babalarıyla konuşmuş ve bir tarikatın insanları birbirlerini daha iyi anlayacağı için onlarla mutabık kalmıştık. Eski bir İttihatçı olan ve dede baba makamında olan Salih Niyazi Baba, Mustafa Kemal Paşa'nın listelerini kazandırmaya söz vermişti.

Kırşehir civarındaki Bektaşi babaları da benden şunu rica etmişlerdi: - İstanbul'a Arnavutluk'tan gelmiş 40'a yakın Bektaşi babasının Anadolu'ya geçmesine Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin muvafakatini istihsal eder misiniz?

Ben de elimden geldiği kadar buna çalışacağımı temin etmiştim. Paşa hazretleri bu hususta lazım gelen emri Emniyet Umum Müdürlüğü'ne vermiş ve tedarik edilen vesikalarla babaları, Ankara'ya getirmiştim. Bunların hepsi talika adını taşıyan bir araba katarıyla Ankara'ya girmişlerdi.

Soranlara:- Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'nin kurduğu milli hükümeti tebrike gelen din mensuplarıdır! demiştim.

Bunların hepsi o zaman Karaoğlan'daki otel odalarına yerleştirilmişti. Bu Bektaşilerin Anadolu'ya geçmesi Salih Niyazi Baba'nın kudretine delalet etmiş ve Cemaleddin Efendi tarafı intihabatta kaybederek birinci grubun İstanbul ve Anadolu' da kazanmasına sebep olmuştu. (Ertürk, 1996: 474)

 

Ertük Hüsamettin, (1996), İki Devrin Perde Arkası, İstanbul: Sebil Yayınları

 

Güncel Haberler